BLOG

Balaban Köyü

Balaban köyü çevresinde Astakos dönemine rastlayan bulgularla beraber, Subaşı olarak bilinen bölgesinde Bizans dönemine ait olduğu sanılan sarnıç ve tüneller, eski dönemlerde bir yerleşim birimi olduğunu gösterse de, maalesef bu konuda yapılmış kesin bir akademik araştırma yoktur.Bölgenin bilinen tarihi:
1. Tarih Öncesi ve Nikomedia Dönemi:
Asya ile Avrupa kıtaları arasında önemli kara ve demiryolu güzergâhlarının kesiştiği bir yerde kurulan Kocaeli, bugün Marmara Bölgesi'nin ve yurdumuzun en önemli endüstri ve sanayi yerleşimlerinden biridir. Kocaeli’nin tarihi çok daha eski çağlara uzanır. İlk çağlarda, Bithynia adı verilen bölgede kurulan kentler, sırasıyla, Olbia, Astakos, Nicomedia, İznikmid, İzmid ve Kocaeli adlarını almıştır. Trakya'dan gelen Megaralılar M.Ö. 712'de İzmit Körfezi'nin güneyindeki Başiskele yöresine yerleşerek Astakos adı verilen bir kent kurdular. Astakos halkı M.Ö. 262 yılında, bugünkü İzmit’in bulunduğu alanda kurulan bölgeye yerleşmiştir. Bitinya Krallığı'nın yıkılıncaya kadar başkenti kalacak bu kente, kurucusundan dolayı Nicomedia adı verilir.
2. Roma-Bizans Dönemi:
Roma İmparatoru Diocletian, 284 yılında Nicomedia'yı işgal ederek Roma İmparatorluğu'nun başkenti yaptı. Bu dönemde şehir, Roma, Antakya ve İskenderiye'den sonra dünyanın dördüncü büyük kenti haline geldi. Fakat Büyük Konstantin tarafından İstanbul’un imparatorluğun merkezi yapılması ve İmparator Jüstinyen'in de Kadıköy-İzmit arasındaki yolu askeri nedenlerle kapatarak ulaşımı İznik üzerinden sağlamasıyla Nicomedia, eski önemini kaybetti.
3. Selçuklu Dönemi:
Kocaeli Türk egemenliğine ilk olarak 11. yüzyılın sonlarında Selçuklular zamanında (1078) geçti. İznik’in Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olmasıyla birlikte kentin önemi iyice arttı. Ancak Haçlı Seferleri sırasında kısa bir süre Haçlı Ordusu komutanı Aleksios Komnenos tarafından işgal edilen kentin, Türk egemenliğine kesin olarak geçişi ise Orhan Bey döneminde oldu.Selçuklu döneminden günümüze Haçlı Seferleri’nde yağmalanması nedeniyle kalan eser sayısı oldukça azdır.
4.Osmanlı Dönemi:
Kocaeli, Osman Bey ve oğlu Orhan Bey’in uç beylerinden Akçakoca tarafından 1337 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Nikomedya Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra, önce İznikmid, daha sonra İzmid (İzmit) adını almıştır. Şehir en parlak dönemine Kanuni Sultan Süleyman zamanında ulaştı. 19. yüzyılda İstanbul-İzmit arasında işleyen ve 1873 yılından itibaren de Haydarpaşa-Ankara güzergâhında faaliyet gösteren demiryolunun kente ulaşmasından sonra Kocaeli’nin ticari ve sosyal yaşamı canlanmaya başladı. Kent, 1888 yılında bağımsız sancak oldu ve ismi İzmit olarak değiştirildi. Daha sonra bölgeye fatihi Akçakoca'dan dolayı Akçakoca’nın yurdu manâsına gelen ‘KOCAELİ’ adı verildi.
5. Cumhuriyet Dönemi:
I. Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkımlar sonucu önemini bir süre yitiren ve sırasıyla önce İngilizler (6 Temmuz 1920) ardından Yunanlılar (28 Nisan 1921) tarafından işgal edilen Kocaeli, 28 Haziran 1921 de Türk Orduları tarafından işgalden kurtarıldı. Kocaeli’nin Başiskele, Darıca, Dilovası, Çayırova, İzmit, Derince, Gebze, Gölcük, Karamürsel, Kandıra, Kartepe ve Körfez olmak üzere toplam on iki ilçesi bulunmaktadır. Kocaeli, Cumhuriyetle birlikte özellikle sanayileşme alanında en hızlı gelişen illerimizden birisi olmuştur. Bunun başlıca nedeni İstanbul’a yakınlığı ve ulaşım imkânlarının çeşitliliğidir. 1934 yılında İzmit'te ilk kağıt üretim tesisi olan İzmit Kağıt Fabrikası açılırken, bunu 1944’te ikinci selüloz ve Kağıt Fabrikası takip etmiş, SEKA tesisleri 1954, 1957 ve 1959’da genişletilmiştir. Böylece günümüze kadar devam eden hızlı bir sanayileşme ile Kocaeli, Türkiye’nin ileri düzeyde sanayi bölgesi durumuna gelmiştir. Ayrıca Kocaeli ile ilgili önemli bir bilgi de, 30 derece meridyeni Köseköy’deki otoyol kavşağı köprüsünün bulunduğu yerde olduğundan tüm Türkiye saatlerini Kocaeli’ne göre ayarlamaktadır .

MAKALELER


KANITA DAYALI BİR UYGULAMA OLARAK SHINRIN YOKU / ORMAN BANYOSU
1980'lerin başında Japonya'da, yoğun çalışma temposu ve kalabalık kentlerde yaşamanın yarattığı stres ve stres sonrası sorunlarla baş edebilmek amacıyla öne sürülen ve geliştirilen Shinrin Yoku / Orman Banyosu uygulaması, Japonya Tarım, Orman Bakanlığı tarafından başlatıldı. Bakanlık, ormanları ziyaret etmenin Japonlara iyi geleceğini ve onlara iyi gelen bu yerleri de çok daha iyi koruyacaklarını düşünüyordu. 'Shinrin Yoku', kelime anlamıyla, orman atmosferini içine çekme, onunla yıkanma anlamına gelmektedir.
MANZARALI PENCERE
Pencereden ağaçları, yeşillikleri görmenin iyileştirici etkileri üzerine, yapılan bir çalışmanın sonuçları oldukça ilginç. Bu çalışmada; aynı hastanede aynı ameliyatı olan hastalar incelenmiş. Bu hastaların 23'ü pencereleri karşıdaki tuğla duvara bakan hastane odasında kalanlardan, diğer 23'ü ise pencereleri doğal bir manzaraya bakan odalarda kalanlardan seçilmişler. Değerlendirme sonucunda: Penceresinden doğal manzaraya bakan odalarda kalan hastalar, diğerlerine göre hastanede daha kısa kalmış, ameliyat sonrası şikayetleri daha az olmuş ve daha az ve daha hafif ağrı kesici kullanmışlar.

BİYOFİLİ HİPOTEZİ
1984 yılında Harvard Üniversitesi'nden biyolog Edward O.Wilson. “İnsanlar içkin (mündemiç) olarak doğadaki canlı varlıkları sevecek, onlara yakınlık hissedecek, onlardan olumlu etkilenecek şekilde evrilmiştir ve bu onların DNA'larına kayıtlıdır”.
GAIA HİPOTEZİ
James Lovelock, 1970'lerde yazdığı “Gaia: A New Look On Earth” kitapta açıklıyor. “Dünya, tüm canlılarla, havayla, okyanuslarla ve hatta kayalarla birlikte değişen durumlara göre kendi kendini düzenleyen, yenileyen yaşayan bir organizma olarak düşünülmelidir.” “Tüm sistem birbirine sıkı sıkıya bağlıdır; dünyanın herhangi bir yerinde canlı/cansız bileşenlerden birine gelecek hasar veya yıkım, etkisini geri kalan her yerde gösterecektir.” Orman Banyosunun İyileştirici Gücü
1. GÖRME
2. DUYMA
3. TATMA
4. KOKLAMA
5. DOKUNMA

Yeşil Düş Vadisi


FİTONSİTLER
Fitonsitler, bitkiler tarafından kendilerini böceklerden ve çürümeden korumak için salgıladıkları antimikrobiyal uçucu organik bileşiklerdir. Ağaç cinslerine göre çok çeşitlilik içerirler. Kokuları veya tatları yoktur. Doğal çevrelerde ve ormanlarda havaya yayılırlar ve buralarda bulunanlar tarafından solunarak vücut içine alınırlar.

NEGATİF HAVA İYONLARI
Negatif hava iyonları; insanlarda psikolojik ve davranışsal değişikliklere neden olur. Enerji verici ve yenileyici etkileri vardır. Negatif hava iyonları ofis çalışanlarında, ortam ısısının konforunu ve uyanıklığı arttırırken, havasızlık, bulantı, sersemlik hissi ve başağrılarını yüzde elli azaltıyor.Kırsal alanlarda 1200 iyon/cm3 varken bu miktar kentsel bölgelerde en fazla 500 iyon/cm3'e düşmektedir. Ormanlar 1650 iyon/cm3 iyon yoğunluğuna sahipken, çim alanlarda ise bu iyon yoğunluğu 495 iyon/cm3'e düşmektedir..